F.Bahçe ne yapar?
Sıradan bir derbi değil bu... F.Bahçe ile Galatasaray derbisi... İki takımın ismini aynı cümlede gördüğümüz, aynı anda kullandığımız anda bile damarlarımızda soğuk bir şeyler hissediyoruz. Delicesine bir tutku... Bitmeyen umutlar... Sonsuz bir aşk... Ve sınır tanımayacak kadar tehlikeli olabilecek bir hırs... İşte Fenerbahçe – Galatasaray derbisini anlatan dört adet his...
9 Kasım Pazar günü ezeli rakipler kozlarını bir kez daha paylaşacak Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda. Peki bu kritik mücadele, Fenerbahçe cephesinden nasıl görünüyor? Bu yıl istenilen performansı veremeyen, taraftarının yüzünü bir türlü güldüremeyen Fenerbahçe için Galatasaray derbisi her şeyin sineye çekileceği yeni bir başlangıç mı olacak yoksa sarı lacivertli camiada maçın ardından işler daha da mı karışacak?
‘YENİ’ FENERBAHÇE İYİ DEĞİL...
Geçtiğimiz sezon şampiyonluğu ezeli rakibi Galatasaray'a kaptıran Fenerbahçe, yeni sezona ciddi anlamda bir değişimle girdi. Teknik adam değişikliği, alışılan büyük transferler, giden oyuncular.... 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası şampiyonu İspanya’nın teknik direktörü Luis Aragones’i göreve getirerek başladı işe sarı lacivertliler. Yaşlı teknik adamla birlikte ezeli rakip G.Saray’a nazire yaparcasına alınan Emre Belözoğlu, yeteneğine rağmen beklenen patlamayı yapamayan ve kendisine yeniden bir büyük takımda şans verilen Burak Yılmaz, İspanya Ligi’nde sezona damgasını vurmuş olan golcü Daniel Güiza ve orta sahaya takviye amaçlı alınan Josico sarı lacivertli takımın transferleriydi. Geçen sezona göre çok önemli kayıpları da oldu Fenerbahçe’nin. İstikrar içinde futbol takımını yöneten, Sarı Kanaryalar’a tarihinin en büyük başarısını yaşatan teknik direktör Zico, birtakım maddi konular üzerine görevinden ayrıldı. Fenerbahçe’nin saha içerisindeki ciğeri Mehmet Aurelio da tıpkı Zico gibi finansal konularda yönetim ile anlaşamadı ve Real Betis’in yolunu tuttu. Bu iki isimle birlikte “Batman” Mateja Kezman da Paris Saint Germain’e kiralandı... Ayrıca en az Volkan Demirel ayarında başarılı bir kaleci olan Serdar Kulbilge de takımdan ayrılan isimler arasındaydı.
“Teknik adam değişikliğinin etkisi nasıl olacak, yeni transferler takıma kolay uyum sağlayacak mı, Emre Belözoğlu yeni kulübünde eski günlerine dönebilecek mi, İspanyol golcü Daniel Güiza Mallorca’da gösterdiği performansı Fenerbahçe'de de sergileyebilecek mi, giden futbolcuların boşluğu doldurulabilecek mi?” derken sezon başladı ve işler hiç de yolunda gitmedi. Ligde geride kalan 9 haftalık dilimde oynadığı futbol ve aldığı sonuçlarla taraftarını üzen Sarı Kanaryalar, Devler Ligi’nde de geçen sezonki başarısından çok uzak bir görüntü çizdi. Öyle ki, resmen bir “Kale”ye dönen ve Fenerbahçe’nin Avrupa’da yenilgiyi unuttuğu Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda bile tam 5 gollü yenilgiyi gördü sarı lacivertli renklere gönül verenler...
Şimdi ise sırada sezonun en önemli anı, tüm acıları unutturabilecek; tamamen beyaz sayfa açtırabilecek bir maç var. Galatasaray maçı... Kimi Fenerbahçeli taraftarlara göre elde edilebilecek hoş (!) bir skor, şampiyonluktan bile önemli. Sezon başından beri karşılaşmalarda yaptığı hatalardan kurtulamayan, yeri geldiğinde adeta saç baş yoldurtan bu takım için Galatasaray maçı çok ama çok önemli.
SON YILLARIN EN KÖTÜ KADROSU...
Galatasaray maçında nasıl bir sonuç alınacağını kestirebilmek için Fenerbahçe’nin maça çıkacak olan kadrosuna ve oyunun kaderini doğrudan etkileyebilecek olan oyuncularına dikkat çekelim. Ama en başından, Fenerbahçe’nin sol yıllardaki en kötü kadrosuna sahip olduğu gerçeğini de belirtmeden geçemiyoruz.
Kalede son dönemdeki performansıyla adeta saatli bir bomba görünüme kavuşan Volkan Demirel olacak. Volkan Demirel iyi bir kaleci ancak sergilediği performans kafalarda soru işaretleri bırakıyor. Yıllardır bu takımda forma giyen, A Milli Futbol Takımı’nın da kalesini koruyan bir file bekçisinin hala yan toplarda zamanlama hatası yapması kulağa hoş gelmiyor. Geçtiğimiz yıl Fortis Türkiye Kupası’nda oynanan ve Fenerbahçe’nin Ali Sami Yen’de Galatasaray’a karşı elendiği maçta Edu ile çarpışarak Nonda’ya golü hazırlayan Volkan’ın, daha bir hafta önce Eskişehirspor deplasmanında da aynı hatayı yapması kafaları karıştırıyor. Kimbilir, belki de Volkan sarı kırmızı takımla oynanacak olan maçta öyle kurtarışlar yapacak ki, ertesi gün tüm Türkiye onu konuşacak. Nitekim Arsenal maçında müthiş bir performans sergiledi Volkan Demirel. İşte Luis Aragones’in takımında böylesine ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir kaleci var. Şüphesiz ki Volkan, bu maçın sonucu etkileyecek en önemli oyunculardan biri.
Savunma bloğu ise Fenerbahçe’nin alışılmış dörtlüsünden oluşuyor. Gökhan Gönül, Lugano, Edu ve Roberto Carlos. İşte sarı lacivertlilerin en büyük sıkıntısı da burada başlıyor. Bir tek Gökhan Gönül, oynadığı futbolla taraftarın içini rahat tutarken; göbekteki ikili Lugano ve Edu’ya olan güvensizlik, Roberto Carlos’un beklentileri karşılayamaması ile birleşince; Fenerbahçe’nin savunmasında bir ‘arıza’ olduğu gerçeği ile başbaşa kalıyoruz. Diego Lugano’nun iyi performans sergilediği maçlarda bile en beklenmedik anda kırmızı kart görüp takımını 10 kişi bıraktığına defalarca şahit olduk. Ya sert bir faulden ya da profesyonel bir oyuncuya yakışmayacak şekilde hakeme itirazdan... Veya partneri Edu’nun Fenerbahçe’nin tempoyu yakaladığı anlarda kendi kalesine gol atarak bir çuval inciri berbat ettiği günleri de gördük... Defansın göbeğinde oynayan bu iki futbolcunun kaliteleri tabi ki tartışılmaz ancak yaptıkları hatalar, kumaşlarıyla bağdaşmıyor.
FENERBAHÇE’YE SAVAŞAN FUTBOLCU LAZIM...
Takımda sadece varlığı ve yarattığı hava ile tutulan Roberto Carlos’a gelince... Artık Fenerbahçe taraftarı ve kulübünün bu mantıktan vazgeçmesi gerekiyor. Sarı lacivertlilerin an itibariyle ismi, duruşu ve ağırlığı olan futbolcuya ihtiyacı yok. Saha içinde koşan, çubuklu formanın aşkıyla mücadele eden futbolcuya ihtiyacı var. Fenerbahçe sol kanadının Ümit Özat ve Tuncay Şanlı ikilisinden sonra güven verdiği bir maç hatırlayan var mı?
0-0 sona eren Arsenal maçının, Fenerbahçe kalesi ve savunması için çok büyük önemi olduğu şüphesiz. Tam anlamıyla oturmayan, bir türlü dişlilerin tam olarak geçmediği o bölgede, bu maçta alınan skor, büyük bir güven kaynağı olacak. Fenerbahçe, Arsenal maçında savunması ve kalecisinin iyi performansıyla puan aldı. İşte kaleci Volkan’ın ve savunmanın ortasındaki Lugano – Edu ikilisinin bu maçtan sonra güvenleri yerine geldiyse ve moral kazandıysalar, G.Saray maçında da başarılı olabilirler. Karşılarında Milan Baros, Lincoln, Harry Kewell, Arda Turan gibi hücum yönü çok kuvvetli oyuncular var. Ancak Fenerbahçe savunması gösterdi ki, ‘istendiği’ zaman başarı da gelebiliyor.
GÖZLER ARAR AURELİO’YU
Ve orta saha... Mehmet Aurelio’yu elinde tutamayan Fenerbahçe yönetiminin ne kadar büyük bir yanlış yaptığı her hafta ortaya çıkıyor. Orta bloğu toparlayan, Fenerbahçe’nin yıldızı Alex’i rahatlatan, Sarı Kanaryalar’ın sisteminin en önemli futbolcusu Aurelio’nun artık olmayışının sıkıntısı hala bitmedi. Fenerbahçe orta sahasında savaşan oyuncu kalmadı.
Bu büyük takımın orta sahası kimlere emanet? Sahada rahat ve ‘tınlamaz’ tavırlarıyla bir Kazım Kazım, takıma beyin olarak hala adapte olamamış bir Maldonado, sol çizgide kendi kendine mücadele veren ama ne yaptığının farkında olmayan bir Uğur Boral... Kazım’ın bu maçta kart cezalısı olması Fenerbahçe için dezavantaj değil, avantajdır. Alex’i ise konuşmaya gerek yok, kalitesi ve klasıyla çubuklu formaya her zaman yakışan, takımın çizgisini her an değiştirebilecek ve etkileyecek bir futbolcu olduğunu cümle alem biliyor zaten.Yeter ki takım arkadaşları ona uyum sağlayabilsin.
Fenerbahçe taraftarını bu sezon en çok memnun eden hat ise şüphesiz ki forvet hattı oldu. 14 milyon avroluk transfer Daniel Güiza, gerek mücadelesi, gerekse bitiriciliği ile yüzleri güldürürken, son sezonların yükselişi durdurulamaz ismi Semih Şentürk de performansıyla ona eşlik ediyor. Zaman zaman istediği topları alamayan Güiza, bu maçta Fenerbahçe’nin elindeki en büyük silah olacak. Galatasaray savunmasındaki ikili Servet ve Emre Aşık’ın birtakım aksamalarına zaman zaman şahit olduk. İşte Semih ve Güiza, ezeli rakip karşısında bulduklarını atmalılar, yoksa zaten pozisyon sıkıntısı yaşayan ve savunması tedirginlik yaratan Fenerbahçe’yi zor anlar bekleyebilir. Rakip Galatasaray’ın elinde bol forvet imkanı var. Fenerbahçe’nin ise öyle bir alternatifi yok, bunun bilincinde oynamalı Sarı Kanaryalar ve bu bölgedeki iki oyuncusunu da ekonomik kullanmalı.
DERBİ SONRASI NELER OLUR?
Turkcell Süper Lig’in 10. haftasında oynanacak olan Fenerbahçe – Galatasaray derbisi, sarı lacivertli camiası açısından bu kez biraz farklı. Fenerbahçe son yıllarda alışılagelenin aksine, ezeli rakibinin karşısında bu kez büyük problemlerle boğuşarak ve zayıf, güven vermeyen bir kadroyla çıkıyor. Fenerbahçe taraftarı böyle bir derbiyi en son yıllar önce gördü. Yıllardır süregelen derbiler öncesi Fenerbahçe üstünlüğü bu kez yok. Bu yüzden ortada ağır bir psikolojik sorun var. Ayrıca rakip Galatasaray’ın inanılmaz form tutmuş olması, tüm anket ve oylamalarda maçın favorisi olarak gösterilmesi de Fenerbahçe cephesini sıkıntıya sokan bir başka etken.
Bu derbi sarı lacivertli camia için sezonun son şansı belki de. Fenerbahçe kazanırsa camia derin bir nefes alacak, tüm sorunlar bir anda görmezden gelinecek. Aragones ile yola devam edilecek, futbolcular ile taraftar yeniden bütünleşecek. Ama ya kaybederse? Zaten sezon başından beri darbe üstüne darbe alan Fenerbahçe için, Kadıköy’de Galatasaray derbisi kaybetmek ‘intihar’ demek. Hele de kötü bir futbolla olursa... Aragones’in gönderilmesi için baskılar artacak, taraftarın güveni iyice sarsılacak ve kulüp kaos ortamına sürüklenecek...
EN BÜYÜK KOZ... 12. ADAM!
Tüm bu krizlere, tersine dönmüş ibrelere, olumsuzluklara rağmen yine de maç öncesi altın bilezik Fenerbahçe’de. Ortada kesinlikle es geçilemeyecek bir Şükrü Saracoğlu faktörü var. Fenerbahçe, Galatasaray’ı Kadıköy’de iyi de olsa kötü de olsa yendi bugüne kadar. Sarı lacivertli taraftarlar görevlerini yine yerine getirecek ve Kadıköy’de olağanüstü bir atmosfer yaratacaktır. Seyircinin desteği, Fenerbahçeli futbolcularda inanılmaz bir takviye kuvvet yaratacak, rakibi ise baskıya alacaktır. Zaten Fenerbahçe’yi bu stadta 9 yıldır yenemeyen Galatasaraylı futbolcuların olası bir durumda sinirlerine hakim olamayarak takımlarını eksik bırakma ihtimali çok yüksek. Bunlar hayal ürünü değil, geçmişte sık sık gördüğümüz manzaralar...
Ardından olayların değil, futbolun konuşulduğu; kavgalardan değil, gollerden bahsedildiği; maç bittiğinde polemiklerden değil, dostluklardan söz edildiği bir derbi olması dileğiyle...
Sarp Beren GÜR